Petrol nedir?

Değerli bir ham maddedir. Latince «petra oleum» (taş yağı) sözünden gelir. Yeraltından çıkarılan ham petrol, yüzlerce 'maddenin karışımı halindedir.

Ham petrolün damıtılması ile maddeler ayrılır. Çok çeşitli alanlarda kullanılan ve çok çeşitli özellikleri olan maddeler elde edilir. Bunların en önemlisi, akaryakıtlardır. Bugün dünyada motor gücüyle çalışan birçok araç, gücünü benzin veya mazot gibi akaryakıtlardan alır. Dünyanın petrol ihtiyacı gittikçe artmakta, bu yüzden de petrol, dünya ekonomisinin temel direklerinden biri haline gelmektedir.

Petrolün bundan çağlarca önce sığ denizlerde yaşayan bitki ve hayvanlardan meydana geldiği en yaygın kanaattir. Bunların ölüsü çamurlu diplerde birikmiş, bakterilerin etkisiyle çürümeye başlamıştır. Üzerine yığılan tortul kütleler de üzerlerini örtmüştür. Kalıntılar, basınç, sıcaklık ve bakterilerin etkisiyle yağ ve gaz zerrecikleri haline gelmiştir. Zamanla da başka tortul kütlelere süzülmüşlerdir. Bu kütleler, kireçtaşı veya kumtaşı idi. Gözenekli oldukları İçin, deliklerinden yağ geçebiliyordu. Yine zamanla yağ ve gaz deliksiz kütleler altında tamamen kapandı.

petrol

Yerkabuğunun hareketi ile denizler kuruyunca, petrol kaynakları da toprak altında kaldı. Bu teori petrolün oluşumunu canlı organizmalara bağladığı için, «organik teori» diye anılır. Petrolün bugün de oluşum halinde olup olmadığı ise, ayrı bir araştırma konusu olarak İncelenmektedir. Kayaların, toprakların kendiliğinden yarılması sayesinde insanların petrolü çok eskiden tanımalarına sebep olmuştur. Babilonya ve Ninova'da harç olarak asfalt kullanıldığı bilinmektedir. Amerikan yerlileri de, beyazların gelmesinden önce petrolü kullanmışlardır.

1750 yıllarında beyazlar da kızılderililer gibi petrolü ilaç diye kullanmaya başladılar. Bu değerli ham .maddenin gerçek yararı, 19. yüzyılda anlaşıldı. Önce aydınlatma aracı olarak, balina yağının yerini aldı. Dünyada İlk petrol 1857'de Romanya’da, 1859'da da Amerika'da elde edildi. 1865'te ilk boru hattı (pipe-line) döşendi. 1870'den sonra üretim hızla artmaya başladı. 1901 'de Texas'taki kaynaklardan yararlanmaya geçildi. 1860'dan itibaren İtalya, Rusya, Kanada, Polonya, Japonya, Hindistan, Endonezya'da petrol çıkartılmaya başlandı.

Orta Doğu'da ilk petrol 1913' te İran'da, 1927'de Irak’ta, 1936'da Suudi Arabistan'da, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da Türkiye'de çıkarıldı. Halen dünya petrol üretiminde Amerika ve Sovyetler Birliği başta gelmektedir. 20. yüzyılda otomobilin gelişmesi petrolün önemini daha da artırdı. Benzin ihtiyacı çoğaldı. 1915'ten itibaren damıtma usulleri geliştirildi. Uçakların da gelişmesi, bu ihtiyacı tahminlerin de fevkine çıkardı.

Özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra petrol ihtiyacı görülmemiş bir seviyeye ulaştı. Petrol ürünlerinin çok çeşitli alanlarda kullanılmaya başlanması, bu ihtiyacı kırbaçlayan sebeplerin başında gelir. Böylece petrol endüstrisi dünyanın en büyük, hatta dünya siyasetini etkileyecek bir seviyeye ulaştı.Petrol araştırması, şu jeolojik çalışma ile başlar:

1. Arazi incelemesi, 
2. Havadan fotoğraf çekimi ile topoğrafik harita çizimi, 
3. Sert kayalarda yansıyan yankının ölçülmesi için sismografik araştırma,
4. Kayaların manyetik etkilerinin ölçülmesi, 
5. Kayalardaki yoğunluk değişikliğinin ölçülmesi İçin gravimetrik inceleme,
6. Toprağın yağ ve gaz bakımından çözümlenmesi için geo-kimyasal araştırma,
7. Kayaların direncini ve radyoaktivitesini ölçmek İçin elektrikse! inceleme, 
8. Yerin delinerek örnek alınması, fosillerin incelenmesi, 
9. Yüzey jeolojik araştırmalar, 
10. Deneme kuyusunun açılması.

Bütün bu işlemler, çok büyük masraflar gerektirir. Açılan on kuyudan ancak birinden petrol çıkması, masrafları daha da artırır. Petrol kuyusu, toprak düşey olarak delinmek suretiyle açılır. Açılan delikten demir borular geçirilir. Petrol, yatağında baskı halinde ise fışkırarak çıkar. Fışkırmazsa, tulumbalarla çekilip depo edilir. Elde edilen ham petrol, kum ve tuzlu suyla karışıktır. Bu maddeler separatörlerle ayrılır. Petrolün akıcısı daha makbuldür. Kimya bakımından hepsi «hidrokarbon bileşikleri» dir.

Genel formülleri: (CnH2n-6) dır. Burada (n), 1'den başlayan herhangi bir sayıdır. Ham petrol şöyle işleme tabi tutulur:

Damıtma: Normal damıtma ile benzin, gazyağı, motorin elde edilir. Vakum (düşük baskı) damıtması ile de çeşitli yağlar, parafin bütüm elde edilir. Ham petrol Önce 380° ısıtılır, sonra damıtma kulesine girer. Uçucu hidrokarbonlar kulenin üstündeki boruda, az uçucu olanlar alt borularda birikir. Elde edilen ürünlerin de arıtılması gereklidir.

Arıtma: Çeşitli yolları vardır. Temizlenecek ürün, hava veya bir karıştırıcı yardımıyla sülfürik asitle karıştırılır. Kimyasal etkilere karşı dayanıklı olmayan kükürt, azotlu, oksijenli bileşikler siyah katran ve reçine şeklinde ayrılır. Bunlardan artakalan ürün, asit kalıntılarından kurtarılır, filtrelerden süzülerek tanklarda toplanır.

«Edeleanu Metodu» denen diğer bir usulde ürün baskı ile sıvılaştırılmış kükürt dioksit ile karıştırılır. Yabancı maddeler çözünür, hidrokarbonlar kalır. Her ham petrolden aynı miktarda benzin elde edilmez. Benzin oranı en yüksek olanı, Pennsylvania petrolüdür. Bu oran yüzde 30-40 kadardır. Daha fazla benzin elde etmek için uygulanan metot, «Kraking Metodu» diye anılır. Damıtma ve arıtma işlemlerinin yapıldığı yerlere rafineri (tasfiyehane) denir. Arıtmadan sonra ham petrolden elde edilen başlıca petrol ürünleri şunlardır:

Gaz ürünleri: Küçük moleküllü hidrokarbonlardır (etan, bütan, propan). Kolay sıvı haline getirildiği için evlerde ve sanayide havagazı yerine kullanılır.

Benzin: En önemli üründür. Damıtma sırasında, 40- 175° arasında elde edilir. Çok yüksek oktanlı uçak benzini ve normal oktanlı olmak üzere iki çeşidi vardır. Oktan, petrolde bulunan doygun hidrokarbür (CgHıs) sayısıdır.

Gazyağı: Damıtma sırasında 150- 250° arasında elde edilir. Isı ve ışık elde etmek, traktörlerde yakıt, jet uçak motoru yakıtı olarak kullanılır.

Motorin: 250-350° arasında elde edilir. Dizel motorlarında yakıt olarak kullanılır. Oktan sayısı düşük olmalıdır.

Dizel mazotu: Kraking metodunun kalıntısından elde edilir. Dizel motorlarında kullanılır.

Yakıt yağ: Fuel oil de denir. Damıtma kulesinin altta kalan kalın kalıntılarındandır. Kaloriferlerde, gemilerde kullanılır.

Kimyasal maddeler: Alçak baskıda yapılan damıtmada kalan ürünlerdir. Tarım koruma ilaçları, böcek öldürme, temizleme deterjanları, suni kauçuk, plastik ham maddeleri elde edilir.
Savaş yıllarında Almanya'da kömürden suni petrol elde etmek için çalışmalar yapılmış, sonuç da alınmıştır. Ama bu ticari bir metod olmadığı için, bugünlük deney safhasını aşmış değildir. Bugün insanları en çok ilgilendiren konulardan biri de, gittikçe artan petrol tüketimi karşısında, petrolün bir gün yeryüzünden tamamen kaybolma ihtimalidir.

Bu yüzden de petrolün sağladığı enerjiyi başka kaynaklardan elde etmek için çalışmalar yapılmaktadır. 1945'te dünya petrol stokları 57 milyar varil olarak tahmin edilmekteydi. Halen dünyanın en zengin yatakları Orta Doğu'dadır. Son tahminler ise dünya stoklarının 93 milyar varil olduğunu göstermektedir. Türkiye'de petrol araştırmaları 1934'te başlamıştır.

1944'te ilk defa iki kuyuda petrole Taşlanmıştır. 1948'de Siirt'te Raman dağında ilk petrol damarına Taşlanmıştır. 1954'te Petrol Kanunu çıkartılmış, yabancı şirketlere de araştırma izni verilmiş, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPO) kurulmuştr. Halen bazı büyük petrol şirketleri ile TPO da Türkiye'de petrol aramakta, istihsal yapmakta, ayrıca kurulan rafinerilerde ithal edilen ham petrolü damıtmakta ve arıtmaktadırlar.

Petrolün Tarihçesi

Dünya üzerinde doğal gaz ve yağ sızıntıları halinde çıkan petrolden ilk defa faydalanan Sümerler, daha sonra Asurlular ve Babilliler olduğu bilinmektedir. 4-5 bin yıl önce, Fırat Irmağı kıyısında bulunan Tuttut (Hit, Irak), zamanın başlıca asfalt üretim merkezlerindendi. Buradaki sızıntılardan toplanan ham petrol ve asfalt çok değişik gayelerle kullanılıyordu. Eski Mısırlıların deri ve müshil ilacı olarak sıvı petrolden faydalandıkları sanılmaktadır.
Persler (İranlılar) M.Ö 480’deki Atina kuşatmasında uçları sıvı petrole batırılmış lifli oklar kullandıkları bilinmektedir. Müslümanların İspanya’yı feth etmesinden sonra Avrupa’da petrol damıtılmış olarak aydınlatmada kullanılmaya başlandı. Sanayinin gelişmesiyle enerji alanında petrol yavaş yavaş yerini aldı. Daha bol yeni yeni petrol kaynaklarının bulunması yönünde herkesi harekete geçirdi. İlk petrol kuyusu 1859’da ABD’de açıldı. Daha sonra pekçok ülkede petrol sanayii hızla gelişmeye başladı. Yirminci yüzyılın hemen ilk başlarında otomobilin yaygınlaşmasıyla petrol kıymetli bir enerji kaynağı durumuna geldi.

Petrolün bulunduğu yerler: Jeolojistlerin çoğunun görüşüne göre petrol, milyonlarca sene evvel toprak altında kalan bitki ve hayvanların organik maddelerinden meydana gelmiştir. Petrol ana kayaçta meydana geldikten sonra, göç(migrasyon) ederek yerleşme (rezerv) kayacına gelir. Burada birikir. Petrolün rezerv kayacından uzaklaşmasına imkan yoktur. Bu kayacın üstü geçirmez tabaka ile örtülüdür. İşte, petrolün bulunduğu bu yerlere "petrol kapanı" adı verilir.

Petrol sondajı: Petrol kuyuları çeşitli metodlarla açılır. En ilkel kuyu açma metodu şahmerdan tipi olup delici bir metal, yükseğe kaldırılıp bırakılır. Toprağa süratle giren metal, delik açar. Delik zaman zaman tazyikli su ile temizlenir. 1.500 metreye kadar bu metodla kuyu açılabilir. Bugün, sondajda hidrolik rotary ve turbo teknik kullanılır. Yurdumuzda halen rotary sondajı kullanılmaktadır.İstihsal edilen petrol, beraberinde getirdiği tuzlu sudan dinlendirilerek ayrılır. Bu dinlenme ve tuzlu sudan ayırma işleminden sonra rafinasyon için petrol rafinerilerine boru hattıyle (pipe-line) ulaştırılır.

Petrol kimyası: Ham petrol birbirinden güçlükle ayrılabilen maddeler karışımıdır. Ham petrolden; petrol gazı, gazyağı, benzin, motorin, fuel-oil, yağlama yağları, mum ve asfaltik bitüm gibi çeşitli ürünler elde edilir. Yukarıda adı geçen ürünler çoğunlukla yalnızca karbon ve hidrojenden meydana gelmişlerdir ve hidrokarbonlar olarak adlandırılırlar. Diğer mevcut elementler, miktarlarının azlığı sebebiyle ihmal edilebilirler. Bunlardan kükürt eser miktarda bulunmasına rağmen, ürün kalitesi üzerindeki etkisi sebebiyle önem arz eder.

Petrol ürünlerinin elde edilmesinde başlıca iki proses kullanılır:

1. Fiziksel metodlar vasıtasıyla ham petrol içerisindeki hidrokarbonlar yapıları bozulmaksızın, teknik olarak daha kullanışlı, faydalı gruplara ayrılır.
2. Kimyasal veya konversiyon metodları ile kompleks hidrokarbonlar daha basit gruplara parçalanır ve daha sonra da teknik olarak faydalı gruplar meydana getirmek üzere yeniden düzenlenirler.

Petrol ürünlerinin elde edilmesi, hem proses hem de araçlar açısından diğer kimyasal ürünlere göre epey farklılık gösterir. Ancak genel hatları ile petrol kimyası, hidrokarbon kimyası ile eşdeğer tutulur.

Hidrokarbonlar: Molekül içerisindeki karbon atomlarının sayısına ve dizilişine bağlı olarak; normal sıcaklık ve basınç şartlarında gaz, sıvı ve katı hallerde bulunurlar. 1. Dört karbon atomluya kadar gaz, 2. Dört-yirmi karbon atomlular sıvı,

Hidrokarbon olmayanlar: Ham petrol ve diğer petrol ürünleri içerisinde mevcut bulunan "hidrokarbon olmayan maddeler" miktar olarak az olmakla birlikte, bazılarının ürün kalitesi üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Çoğu zaman bunların etkisi zararlı olup üründen ayrıştırılmaları veya etkisi daha az zararlı olan maddelere dönüştürülmeleri gerekir.

Gayet nadir olarak ise bunların varlığı faydalı olur ve oldukları gibi bırakılırlar. Hidrokarbon olmayan maddeler grubu içerisinde yer alan en önemli elementler şunlardır: a) kükürt (S); b) azot (N); c) Oksijen (O); d) Bazı ham petrol cinslerinde eser miktarlarda, metal bileşikleri halinde vanadyum (Va), nikel (Ni), sodyum (Na) ve potasyum (K) bulunabilir.

a. Kükürt bileşikleri: Ham petrol içerisinde (ağırlıkça) % 0,2 ile % 6 arasında değişen oranlarda; korozif veya korozif olmayan özelliklere sahip, çeşitli kükürt bileşikleri bulunmaktadır. Serbest kükürt, hidrojen sülfür ve merkaptanlar korozif bileşikleri meydana getirirler. Bunlar ham petrolün destilasyonu sırasında ortaya çıkarlar ve proses ekipmanlarında şiddetli korozyona yol açarlar, bu sebeple tedbirler alınması gerekir. Sülfürler, disülfürler ve tiyofenler korozif olmayan kükürt bileşiklerini teşkil eder.

Bunlar doğrudan korozif olmamakla birlikte yüksek sıcaklıklarda ayrışmak suretiyle dolaylı olarak korozyona sebep olabilirler. Bu yüzden sıcaklık kontrolü sağlanması gerekir. Kötü kokularının yanı sıra korozif olan veya olmayan bütün kükürtlü bileşikler, petrol ürünlerinin çoğunda istenmezler.

b. Azotlu bileşikler: Ham petrol türlerinin çoğunluğunda % 0,1 oranında azotlu bileşikler bulunur. Bunlar destilasyon ameliyesi esnasında ortaya çıkarlar ve asit ekstraktının nötralizasyonu ile yeniden kazanılırlar.

c. Oksijenli bileşikler: Ham petrolde mevcut oksijen bileşikleri destilasyon ameliyesi (işlemi) esnasında ayrışarak, karboksilik asit grupları ile birleşip, halka yapılı maddeleri meydana getirirler. Ortaya çıkan maddeler naftenik asitler olarak isimlendirilirler. Bazıları çok korozif olan bu asitler alkali muamelesiyle ortamdan ayrıştırılırlar ve sonradan ekstraktın asitlenmesi yoluyla yeniden kazanılırlar. Elde edilen bu maddeler boyaların, ucuz sabunların ve emülsiyon teşkil edici maddelerin imalinde kullanılırlar. Bazı ham petrol cinslerinde fenolik bileşikler mevcuttur. Bunlar kraking ameliyesi sırasında ortaya çıkarlar. Daha sonra rafinasyon ameliyesinde yeniden kazanılırlar.

Ham petrol çeşitleri

Ham petroller görünüşleri ve yoğunluk bakımından elde edildikleri alanlara ve memleketlere göre farklılık gösterirler. Bunlar yeşilimsi kahverenkli akışkan cinslerden siyah yarı-katı cinslere kadar çeşitlilik arz ederler. Fakat hepsinin sahip olduğu ortak bir husus esas olarak hidrokarbonlardan teşekkül etmeleridir. Hidrokarbonların molekül tiplerine ve bunların miktarlarına bağlı olarak farklılık gösterirler.

Bazıları parafinlerden, bazıları naftenlerden meydana gelir. Çok miktarda erimiş gaz bulunduranlar olduğu gibi, hemen hiç erimiş gaz ihtiva etmeyenler de mevcuttur. Kullanılan ham petrolün cinsi elde edilen petrol ürünlerinin tiplerini etkiler. İhtiva ettikleri hidrokarbonların cinslerine göre ham petroller başlıca üç sınıfta toplanır:

Parafinik ham petroller: Parafinik hidrokarbonlardan meydana gelirler, mum ihtiva ederler. Asfaltik maddeler yok denecek kadar azdır. Bunlardan yüksek miktarlarda mum ve yüksek dereceli yağlama yağları elde edilir.

Naftenik ham petroller (Asfaltik ham petroller): Naftenik hidrokarbonlardan meydana gelirler. Hemen hiç mum ihtiva etmezler. Önemli miktarda asfaltik madde ihtiva ederler. Bunlardan elde edilen yağlama yağlarının viskozitleri parafinik ham petrollerden elde edilenlere nazaran, sıcaklığa karşı daha hassastırlar. Ancak, özel rafinasyon metodları sayesinde parafinik esaslı ham petrollerden elde edilen yağlama yağlarına eşdeğer hale getirilirler.

Karışık ham petroller: Bunlar hem naftenik hem de parafinik hidrokarbonlarla bir miktar aromatik hidrokarbonlardan meydana gelirler. Mum ve asfaltik maddeler ihtiva ederler.

Rafinasyon

İstihsal edilen ham petrol, bir çeşit saf kimyasal madde olmayıp; içerisinde değişik hidrokarbon gruplarının kimyasal bileşimlerini ve kükürtlü maddeler, su, bazik tuzlar ve eser halde mineralleri ihtiva eden bir karışımdır. Rafinasyon işlemi, yabancı maddeleri tasfiye ederek ham petrolden belli özellikleri olan, günümüzde çok kullandığımız ürünleri çıkarmak için yapılır. Bir ham petrolü meydana getiren hidrokarbonların kaynama veya buharlaşma sıcaklıkları, hidrokarbonun molekül ağırlığıyle orantılı olarak artar.

Bu özellik, ham petrolün ısıtıldığı sıcaklığın kontrol edilmesi suretiyle, içinden değişik molekül ağırlığında ürünlerin buharlaştırılmasını mümkün kılar. Rafinasyon sanayiinin ana prensibini teşkil eden destilasyon bu esasa dayanır. Bir rafineriye giren ham petrol üzerinde yapılan ilk işlem, onu bir destilasyon kolonundan geçirmek suretiyle değişik yoğunlukta kısımlara ayırmaktır. Bu kolonun tabanından tepesine doğru sıcaklık azaldığından en alt kısımda en ağır hidrokarbonlar, en üst kısımda da en hafif hidrokarbonlar buharlaşır.

Bu buharların kolonun değişik noktalarından dışarı alınması ve yoğunlaştırılması suretiyle, ürünler elde edilir. Bu ürünler molekül ağırlıkları belli hudutlar içinde değişen hidrokarbon cinslerinden meydana gelmiştir. Bir rafineride kuruluş gayesine göre değişik destilasyon, reforming ve kraking üniteleri bulunur. Bunlara ilaveten, üretilen mahsullerin istenmeyen kirletici maddelerden temizlenmesini, parçalanmasını, depolanmasını ve satışa hazırlanmasını sağlayan tesisler de mevcuttur.

Rafinasyon işlemlerinde bol miktarda su buharı kullanıldığından, her rafinerinin ayrıca su arıtma ve soğutma tesisleri ve buhar santralları mevcuttur. Rafineri faaliyeti gece gündüz kesintisiz devam eder. Bir rafineride elde edilen en hafif ürünler metan, etan ve etilen gibi, propandan daha hafif olan gazlardır. Bunların sıvılaştırılmaları zor ve pahalı olduğundan, rafinerilerde veya rafineri yakınındaki tesislerde yakıt gazı olarak kullanılmaları tercih edilir.

Rafineri ürünleri

Rafinaj esnasında ham petrolden ayrılan propan ve bütan gazları, kolayca sıvılaştırılabilmeleri dolayısıyle, evlerde ve sanayide geniş çapta kullanılmaktadır. Bu sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) genellikle propan ve bütan gazı karışımı olarak, çelik tüplere doldurulmuş vaziyette satılır. Bugün en çok kullanılan motor yakıtı olan benzin, ham petrolden kaynama noktaları 30-200°C olan hidrokarbonların ayrılmasıyle elde edilir. Uçak benzinlerinin ekserisinin oktan numaraları 100’ün üzerinde olduğundan, bu benzinler özel hidrokarbonların sentezleriyle elde edilmektedir.

Benzinler, oktan sayısına göre değişik renklerde (Kırmızı, mavi, yeşil, kahverengi, eflatun) olabilir. Hafif benzinle gazyağı arasında kalan bir ağır nafta olan solvent, boya sanayiinde, kuru temizlemede, ormancılıkta ve haşaratla mücadelede eritici veya çözücü madde olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de solvent üretimi sadece Türkiye Petrolleri A.O.’nın Batman Rafinerisinde yapılmaktadır. Tamamen ham petrolün destilasyonundan elde edilen gazyağı, kaynama noktaları 160-250°C arasında değişen hidrokarbonlardan meydana gelmektedir.

İçinde bulunan kükürt bileşikleri hidrojenasyonla ayrılmaktadır. Böylece, işlenme, fitil bozulması dumanlı yanma ve pis koku yayılması önlenmektedir. Destilasyon sırasında gazyağından sonra gelen Motorin, genellikle 200-360°C arasında kaynama noktası olan hidrokarbonların ham petrolden ayrılmasıyle elde edilir. Dizel motorlarında yakıt olarak kullanılır. Ev ve sanayi işyerlerinde ısıtma yakıtı olarak da kullanılmaktadır. No. 4 Fuel-Oil adıyla da anılan Marin dizel, daha ziyade deniz taşıtlarında, büyük dizel jenaratörlerinde yakılmaktadır. Fuel-Oil No.5 ve No.6 endüstri ve kazan yakıtlarıdır. Buhar kazanlarında kömür yerine kullanılır.

Ham petrolün atmosfer basıncı altında destilasyonu neticesinde meydana gelen dip ürün veya rezidyum, fuel-oil ve makina yağlarının imalinde kullanılabilir. Bunun için, rezidyum bir vakum destilasyon ünitesinde, ikinci bir destilasyona tabi tutularak, içindeki asfalt ayrıldıktan sonra elde edilen ağır motorinden daha yüksek viskoziteli ürünler kullanılır. Bu ürünler içindeki petrol mumu ayrıldıktan ve değişik çözücülerle muamele edildikten sona, makina yağlarında kullanılan bazı ürünler elde edilir. Memleketimizde ilk modern rafineri inşası, 1956’da tamamlanan Batman rafinerisidir.

İlk kuruluş kapasitesi 330 bin ton olan bu rafineri, atmosferik ve vakum destilasyon kolonlarını mavi ham petrol ve asfalt ünitesi, termal katalitik kraking (T.C.C.) ünitesi ve kimyevi tasfiye ünitesini ihtiva eder. Ayrıca, reforming ve L.P.G. üniteleri ilave edilmiştir. Türkiye’nin ikinci modern rafinerisi İzmit’te kurulmuş olan İpraş rafinerisidir. Yılda 5,5 milyon ton ham petrol işlemektedir. Yurdumuzun üçüncü büyük rafinerisi 1962 yılında faaliyete geçen, 4,4 milyon kapasiteli Ataş rafinerisidir. Türkiye’deki dördüncü rafineri 3.000.000 ton/yıl kapasite ile 1972’de işletmeye açılan İzmir Aliağa rafinerisidir. Aliağa rafinerisinin kapasitesi 1976’da 4.500.000 ton/yıl oldu. Daha sonra 1976 yılında yapımına başlanıp, 1987’de işletmeye açılan Orta Anadolu Rafinerisi açıldı. Rafinerinin üretim kapasitesi 5 milyon ton ham petroldür.

Sözlükte "petrol" ne demek?

1. Yoğunluğu 0,8'den 0,95'e kadar değişebilen, hidrokarbürlerden oluşmuş, kendisine özgü kokusu olan, koyu renkli, arıtılmamış, doğal yanıcı mineral yağ, yeryağı.

Cümle içinde kullanımı

Kamyonlar yarı benzin, yarı petrolle çalışmaya uğraşıyor.
- A. Gündüz
Orman konusunda, petroller konusunda boyuna istatistik soruyordum uzmanlara...
- Ç. Altan

Petrol kelimesinin ingilizcesi

n. fuel, gasoline (British); petroleum
adj. oilbearing
n. oil, petroleum, rock oil, fossil oil
Köken: Fransızca